Türkiye sinemasının sert rüzgarları arasında adı dilden dile dolaşan Yılmaz Güney, eski defterler ve yarım kalmış hesaplarla anılır. Ailesi, dostları, çalışma arkadaşları ve yıllar boyunca karşısında duran insanlar kameranın önüne geçer. Anlatılanlar, onun politik tavrını, sinemaya bakışını ve zor günlerde verdiği mücadeleyi aynı çizgide toplar. Yılmaz Güney'in oynadığı figür, hapishane duvarlarının, sürgün günlerinin ve bitmeyen baskının içinde ayakta kalmaya çalışır. 1982 Cannes Film Festivali’nde Yol ile gelen Altın Palmiye, Türkiye’de başlayan bu yolculuğu Avrupa’nın sinema çevrelerine taşır. Tuncel Kurtiz, Tarık Akan ve Halil Ergün gibi isimlerin sözleri, o yılların tanıklığını diri tutar.
Zaman ilerledikçe hatıralar daha da keskinleşir, çünkü geride kalanlar yalnızca bir sanatçının değil, bir direniş biçiminin izlerini taşır. Costa-Gavras ve Michael Haneke gibi yönetmenlerle yapılan söyleşiler, Güney’in etkisinin sınırlarını genişletirken, başarıyla baskı arasındaki gerilim de ağırlaşır. Hüseyin Tabak’ın yıllar süren çalışması, bu mirası toparlamaya uğraşırken her yeni tanıklık başka bir çatlağı açar. Elde kalan sorular büyür, sevenleri onu bir efsane olarak anarken ardında bıraktığı yarım hikayenin nereye varacağı belirsiz kalır.
Çirkin Kral Efsanesi
Die Legende vom hässlichen König
IMDB7.0
HD
HD
Genel
Oynatıcı yüklenemedi.
Oyuncular
Benzer Filmler
Yorumlar (0)
Sadece kayıtlı üyeler yorum yapabilir.
veya
.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yap!