Üniversitede tarih dersi veren genç bir adam, günlerini dersler, ev ve okul arasında aynı çizgide geçirir. Hayatı sakin, ilişkisi düzenlidir ama içten içe hep aynı sıradanlığın içinde sıkışmış gibidir. Bir gün bir arkadaşının ısrarıyla izlediği filmde kendisine tıpatıp benzeyen bir adamı fark eder. Gördüğü yüz, ses ve duruş onu öyle sarsar ki, bu benzerliğin tesadüf olamayacağı düşüncesi zihnine yerleşir. İzini sürdüğü kişi Anthony adında bir oyuncudur ve aralarındaki benzerlik, kısa sürede meraktan çok takıntıya dönüşür. Adam, bir başkasının hayatında kendi suretini görmenin verdiği huzursuzlukla Anthony’nin peşine düşerken, sanki kendi kimliğinin sınırları da yavaş yavaş belirsizleşmeye başlar.
İki adam birbirinin varlığından haberdar oldukça aralarındaki gerilim büyür. Biri düzenli ve çekingen bir yaşam sürerken diğeri daha atak, daha dengesiz ve tehditkar görünür. Adam, bu benzeme işinin ne kadar ileri gidebileceğini anlamaya çalıştıkça, evindeki ilişkiyi ve günlük hayatını da sarsan garip işaretlerle karşılaşır. Anthony ise karşısına çıkan bu gölgeyle hesaplaşmak ister gibi davranır ve olaylar, iki kişinin birbirinin alanına giderek daha sert biçimde girmesine dönüşür. Artık mesele yalnızca bir benzerlik değildir, kontrolü kaybetmeden önce kimin hangi hayatı yaşadığını ayırt etmek zorunda kalır ve önünde giderek daralan tehlikeli bir çıkmaz durur.
Yorumlar (0)
Sadece kayıtlı üyeler yorum yapabilir.
veya
.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yap!