Jonathan Green, bilime duyduğu merakla yola çıkıp denizlerde ilerlerken yoğun sis onu yönünden eder ve aradığı yere varmak yerine adı bile pek anılmayan tuhaf bir köye düşer. Cadılara ve eski inançlara bağlı bu yerde insanlar yabancıya kuşkuyla bakar, Jonathan ise gördüklerinin gerçek mi yoksa yorgun zihninin oyunu mu olduğunu anlamaya çalışır. Her köşede başka bir işaret, başka bir fısıltı, başka bir korku belirir ve kısa süre içinde bu köyün sıradan bir durak olmadığı anlaşılır.
Köyde karşılaştığı garip sessizlik, geceleri daha da ağırlaşır. Jonathan, çevresini saran batıl korkuların ortasında kendini açıklayamadığı olayların içinde bulur. Bir yandan aklın sınırlarını zorlayan görüntülerle uğraşır, bir yandan da köylülerin saklamaya çalıştığı eski bir sırrın izini sürer. Jason Flemyng'in canlandırdığı Jonathan Green, mantıkla çözmeye çalıştığı bu düğümün giderek karanlıkla iç içe geçtiğini fark eder.
İşler, köyün üstüne çöken tehdidin sadece söylentilerden ibaret olmadığını gösterdiğinde daha da sertleşir. Jonathan, artık buradan çıkmak için yalnızca yolunu değil, karşısındaki görünmeyen gücün ne olduğunu da çözmek zorundadır. Sis dağılmadan önce, önünde duran karanlıkla yüzleşip yüzleşmeyeceğine karar vermesi gerekir.