Halim, Fas'ın eski sokaklarında küçük ama saygın bir kaftan atölyesinde günlerini dikiş, ölçü ve sabırla geçirir. Müşterilerin beklentisi büyüdükçe işi tek başına çevirmesi zorlaşır ve eşi Mina, dükkanın yükünü hafifletmek için bir çırak aramaya başlar. Karşılarına genç Yusuf çıkar. Yusuf kısa sürede kumaşı tutuşundan ilmeği atışına kadar her ayrıntıyı çabucak kavrar, Halim de onun dikkatine ve ince zevkine giderek daha çok yaklaşır. Lubna Azabal'ın canlandırdığı Mina, bu yakınlığın yalnızca ustalıkla açıklanmadığını hissetmeye başlar. Evdeki sessizlik uzadıkça, atölyedeki bakışlar ve küçük susuşlar daha fazla anlam taşır, Halim'in Yusuf'a gösterdiği ilgi Mina'nın içini kemiren bir şüpheye dönüşür.
Yusuf artık sadece işin ağır tarafını hafifleten biri değildir, evin ve dükkanın düzenini de değiştiren bir varlığa dönüşür. Halim, onun yanında kendini yıllardır hissetmediği kadar canlı bulur ve bunu saklamaya çalıştıkça Mina'nın kuşkuları daha da derinleşir. Sadakat, arzu ve alışkanlık aynı dar mekanın içinde birbirine karışırken, üçü de konuşulmamış duyguların baskısı altında kalır. Halim'in eşiyle kurduğu hayat, çırakla paylaştığı sessiz yakınlık ve dükkanın geleceği aynı anda sıkışır, Mina ise gördükleri karşısında ya susup bu düzenin çatlamasını izlemek ya da herkesin kaderini değiştirecek bir yüzleşmeyi başlatmak zorunda kalır.
Yorumlar (0)
Sadece kayıtlı üyeler yorum yapabilir.
veya
.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yap!