Oscar, üniformasını giyip sarayın koridorlarında adım atarken içindeki çatışmayı bastırmaya çalışır, çünkü Versailles’da ona biçilen görevle kalbinin sesini aynı anda taşımak giderek zorlaşır. Jarjayes ailesinde bir kez daha erkek çocuk beklentisi boşa çıkınca, babası onu erkek gibi yetiştirmeye karar verir ve Oscar askeri disipline, kılıç eğitimine ve sarayın sert düzenine erken yaşta karışır. Yıllar geçtikçe Kraliyet Muhafızları içinde yükselir, soyluların arasında saygı kazanır ve verilen her emri tereddütsüz yerine getiren bir subay olarak anılır. Fakat Fransa tahtına gelin olarak gelen Marie Antoinette ile yolları kesiştiğinde, görev ile vicdan arasındaki çizgi daha da bulanıklaşır. Antoinette, Avusturya ile yapılan siyasi evliliğin ardından genç yaşta Versailles’ın altın ışıltısına taşınır, ama görkemli salonların ardında yalnızlık, baskı ve saray kurallarının boğucu ağı giderek ağırlaşır.
Oscar, artık kraliçenin kişisel muhafızı olarak onun yanında durur ve sarayın dışarıdan kusursuz görünen hayatında saklanan kıskançlığı, dedikoduyu ve çıkar oyunlarını yakından görmeye başlar. Çocukluk arkadaşı André, bu dünyada ona en yakın kişi olarak kalır, ama Oscar’ın gördüklerini paylaşmak bile tehlikeli hale gelir. Balolar, törenler ve gösterişli kabul günleri sürerken halkın yoksulluğu ve öfkesi duvarların dışından içeri sızar, sarayda büyüyen huzursuzluk giderek daha görünür olur. Oscar bir yandan kraliçeyi korumak zorundadır, bir yandan da halk ile aristokrasi arasındaki gerilimin patlamaya hazır olduğunu hisseder. Marie Antoinette lüksün ve siyasi baskının ortasında sıkışırken, Oscar da kendisini ait olmadığı bir düzende doğru olanı seçmekle kendini, görevini ve sevdiklerini kaybetmek arasında kalmış halde bulur.
Yorumlar (0)
Sadece kayıtlı üyeler yorum yapabilir.
veya
.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yap!