Banliyöde, sıradan sabahlar birbirine benzerken, küçük bir evin kapısına bırakılan tahta bir kutu, Norma ile Arthur Lewis'in düzenini bozuyor. Bir gün önce çocuklarıyla uğraşan, ertesi gün faturalarla ve iş baskısıyla boğuşan bu çift, kutunun yanındaki notu okuyunca geri dönüşü olmayan bir eşik ile karşı karşıya kalıyor. Düğmeye basarlarsa bir milyon doların sahibi olacaklarını öğreniyorlar. Ama bu para, dünyanın bir yerinde hiç tanımadıkları birinin ölümüne bağlanıyor. Cameron Diaz'ın canlandırdığı Norma, önce bunun bir şaka ya da yanlışlık olduğunu düşünürken, James Marsden'ın oynadığı Arthur, bunun arkasında duran kişiyle konuşmaya çalışıyor. Fakat gecenin ilerleyen saatlerinde kapılarına ve kararlarına uzanan gölgeler büyüyor.
Kutunun ardındaki düzenek sandıklarından çok daha geniştir. Çift, yalnızca parayı değil, peşlerine düşen garip adamları, açıklanmayan kuralları ve her seçimde ağırlaşan suçluluk hissini de taşımaya başlar. Evin içi giderek daralır, güven duygusu yerini şüpheye bırakır ve Norma ile Arthur, çocuklarını korumaya çalışırken kendi vicdanlarıyla da baş başa kalır. Frank Langella'nın can verdiği gizemli adamın sunduğu teklif, işleri daha da çıkmaza sokarken, çiftin önünde tek bir soru kalır, düğmeye basıp bilmedikleri bir bedeli ödemek mi, yoksa kutunun getirdiği tehdidin nereye kadar uzandığını öğrenmeden yaşamak mı.
Yorumlar (0)
Sadece kayıtlı üyeler yorum yapabilir.
veya
.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yap!